Entelektüelin Kutsal Kitabı

EKK-kapak-4-baskı

“Entelektüelin Kutsal Kitabı” David S. Kidder ve Noah D. Oppenheim tarafından yazılmış, B. Asım Tüccar tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Maya Kitap tarafından 2012 yılında yayınlanmış bir kitap. Ben şu anda yukarıda kapağını gördüğünüz 4. baskının e-kitap formatında olanını okuyorum. Bitirmeme az kaldı ve paylaşmak istedim.

Kitabın tanıtımı:

“Her biri kendi dalında uzman kimselerin rehberliğinde hazırlanan Entelektüelin Kutsal Kitabı, 7 farklı alandan 365 temel bilgi sunuyor. Her sayfasında senenin farklı bir gününe özel, ilgi çekici konulara yer vererek, okurlarına ciddi bir entelektüel birikim kazandırıyor.”

Kitabın tanıtımı yukarıdaki gibi yapılmış. Birer sayfalık Tarih, Edebiyat, Felsefe, Matematik, Bilim, Din, Güzel Sanatlar ve Müzik konuları hazırlanarak, 365 günlük bir okumanın sonunda kitabın bitirilmesi tavsiye edilmiş. Tabi kitap kurtları başlayınca durur mu! Kitabın 3. ve 4. sayfalarında “Günlük koşuşturmacadan insan zekasının seçkin dünyasına doğru bir kaçışı temsil eden” konuların okunma sırası şöyle planlanmış:

  • Pazartesi – Tarih
  • Salı – Edebiyat
  • Çarşamba – Görsel Sanatlar
  • Perşembe – Bilim
  • Cuma – Müzik
  • Cumartesi – Felsefe
  • Pazar – Din

Kitabı okuyunca yorumum:

Öncelikli olarak insanın zihnini açan faydalı bir kitap. Bana göre kitabın iyi ve kötü yanları ise şöyle;

İyi yanları:

  • Kitabı konusunda uzman olan personel hazırlamış ve Türkçeye çevrilme aşamasında yine konusunda uzman olan personelden destek alınmış. Kimler oldukları kitabın başında var.
  • Konular kısa, öz ve faydalı; çok gereksiz ayrıntılar yok.
  • Benim gibi sıradan bir insanın rahatlıkla anlayacağı ve sıkılmadan okuyacağı bir dili var.
  • Okudukça bildiğim pek çok konunun bilmediğim yanlarını öğrendim.
  • Her konunun sonunda “Ek Bilgiler” diye bir bölüm var ve ilginç bilgiler ile kitaba hoşluk katıyor.

Kötü yanları:

  • Kitabı hazırlayanlar “Batı Medeniyeti’ni” temsil ettiklerinden kitap daha çok onlara hitap ediyor. Aslında son 500 yılda hep onlar çalıştığına göre haklılarda.
  • İslama bakış açıları bana garip geldi. Hristiyanlığa bakar gibi bakmışlar. Örneğin Hz. Muhammed’in öğretileri diyor kitapta. Hz. kelimesi kitabın orjinalinde var mı acaba?
  • Görsel Sanatlar bölümü hariç bilmediğim bir konu yada tanımadığım insan yok gibi. Ayrıntılarını bilmesemde hemen her konuyu ya okulda ya kitaplarda gördüm ve az çok bilgi sahibiyim. Kitabın amacı yeni bir bilgiden çok fazla olmadan ayrıntı vermek.
  • Güzel Sanatlar ve Müzik konuları en azından benim ilgi alanıma giren yerlerden değildi.
  • En çok sevmediğim şeyi ise aşağıdaki cümlesi:

    Kur’an’da, çelişki olarak yorumlanabilecek çeşitli noktalar vardır; ama Müslüman bilginler bu “hataların” sadece Tanrı tarafından Hz. Muhammed ve tüm Müslümanlar’ın takip edecekleri makul bir gidiş yolunu açığa çıkarma girişimleri olduğunu iddia ederler.

    Kur’an kendisi çelişkilerden arınmış olduğunu ifade ediyor zaten, arkadaşlara bu bilgiyi kim vermiş? Hadi hepsini geçtim Türkçe baskısına destek veren Yrd. Doç. Dr. Fahri Maden niye birşey dememiş? En azından bir dipnot ile şerh koyabilirdi.

Özetleyecek olursak:

Herşeyine ilgiyle okunacak ve insanın kişisel gelişimine fayda sağlayabilecek bir kitap. Nerden alabilirsiniz? Tabiki cevap her yerden. Kitapyurdu’nda 18₺, D&R’da 14.40 ₺ ve babil.com’da 19,20 ₺ karşılığında satışta.

Kitabı beğenirseniz “Biyografiler” ve “Modern Kültür” diye devam serisi mevcut. Okumadığım için haklarında yorum yapamam.

Son olarak kitaptan rastgele bir konuyu paylaşıyorum. Yaşasın okumak!

Isaac Newton

Belki de hiç kimse, matematik, fizik ve astronomi alanlarına Isaac Newton’ın (1642-1727) yaptığı katkıdan fazlasını yapmamıştır. Zamanının en saygıdeğer dehası olarak bakılan Newton, şövalyelik nişanı verilen ilk bilim adamıydı. Hareket ve yerçekimi üzerine olan kuramları, yüzyıllarca aşılamadı.

Fakat Isaac Newton’un ilk zamanları, çok gelecek vaat etmiyor gibi görünüyordu. Bir İngiliz malikânesinde babasının ölümünden üç ay önce doğan Newton, o kadar küçük ve erken doğmuştu ki annesi, onu bir litrelik kaba sığdırabileceğini söyleyerek dalga geçerdi. Newton, annesini sadece iki yaşındayken kaybetmesine rağmen mucizevî şekilde bebeklik döneminde hayatta kalmayı başardı. Onu hiçbir zaman sevmeyen büyükannesi ve büyükbabası tarafından büyütülen Newton, ilkokulda çok kötü notlar aldı. Öğretmenleri onu “avare” ve “savruk” olarak tanımladılar. Ama aile işi olan çiftçiliğe hiç ilgi göstermemesinden dolayıda büyükbabası onu üniversiteye yolladı.

Newton Cambridge’te, Descartes, Boyle, Galileo, Kepler, Copernicus ve Euclid’in eserlerine çalıştı. Okul 1665’te vebadan kapandığı zaman Newton, eğitimli ve esin dolu bir zihin ile eve döndü. Sonraki iki yılda matematiği ve bilimi kökten değiştirmeye başladı. Gottfried Wilhelm Leibnitz ile eşzamanlı olarak ‘kalkülüs’e[8] büyük katkı sağladı. Newton, beyaz ışığın aslında görünen ışığın tüm farklı renklerinin bir birleşimi olduğunu önererek optikte ilerlemeler gerçekleştirdi. Ve belki de en önemlisi, zamanında Newton, hareketin üç yasasını geliştirmeye başladı: (1) Hareket halindeki bir nesne, dışarıdan bir kuvvet uygulanana kadar hareket halinde kalır, (2) bir cismi etkileyen bir kuvvet, ivmesiyle doğrudan orantılıdır ve (3) her eylem için eşit ama zıt bir tepki vardır.

Newton’un hareket yasaları, İlkeler kitabını yayınladığı 1687 yılına kadar halka açılmadı. Kitap, evrensel çekim yasasını da içeriyordu: Evrendeki her nesne, kütleleriyle doğru orantılı ve aralarındaki mesafenin karesi ile ters orantılı bir kuvvetle diğer bir nesneyi çeker.

EK BİLGİLER:

1. Newton’un yerçekimi yasası, Albert Einstein 1905’te ‘genel görecelilik kuramı’nı geliştirene dek geçerliydi.

2. Newton, bir zamanlar annesini ve üvey babasını, evlerini yakmakla tehdit etmişti. Sonraları bundan dolayı özür diledi.

3. Newton ve Leibnitz, kalkülüsü ilk olarak hangisinin geliştirdiği üzerine yıllarca birbirlerine kan davası güttüler.

4. Newton’un sonraki yılları, aklî dengesizliği yüzünden alt üst oldu. Ölümünden sonra, muhtemelen kimyada yaptığı sonuçsuz deneyleri dolayısıyla, vücudunda büyük miktarda cıva bulundu. Cıva, tuhaf davranışlarının nedeni olmuş olabilir.

Reklamlar

Bugünü anlamak için ”#tarih dergi”.

kapak-1412Son birkaç yıldır dergilerin satıldığı raflarda, tarih konusunda yayın yapan pek çok dergiye rastlamışsınızdır. Tarih hakkında çıkan bütün dergilerin en az birer sayısını okudum. Dün kendime dergi alamak için Dost Kitabevine girince, pek çok tarih dergisini raflarda yanyana dizilmiş olarak gördüm ve yiğidin hakkını vermek için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Çocukluğumdan beri tarih konusuna ilgi duyan ve tarihle ilgili yazıları okumayı seven birisi oldum. Dergi konusunda ise tercihimi hep teknolojiden ve bilimden yana kullandım, ta ki ”NTV tarih” adındaki beni kendine bağlayan o dergiyi keşfedene kadar. Tam hayallerimdeki gibiydi:Tarafsız, anlaşılır, okudukça insanı içine çeken, bitirdiğinizde bir sonraki sayının hayalini kurduran bir dergi.

Düzenli olarak her ay aldım ve hemen hemen her sayfasını okudum. Okudum diyorum çünkü NTV tarih dergisi artık yok. Gezi olayları esnasında yazının gücünden korkan ”korkaklar” tarafından yayından kaldırıldı. Derginin yayından kaldırılması çeşitli ortamlarda çok tartışıldığı için burada tekrar etmeye gerek yok. Sadece içimi derin bir nefret ve üzüntü kapladığını belirteyim.

1400581930-1372679878-ntvtarih-kapak

NTV tarih dergisinin yayından kaldırılmasına sebep olan sayısı.

Fetret Devri!

Neydi ki acaba bu insanları bir dergiyi yayından kaldırtacak kadar rahatsız eden ya da korkutan? En azından dergi yayınlandıktan sonra yasaklasalardı, yorum yapma ihtimalimiz olabilirdi. Bir okuyucu olarak kendimi boşlukta hissedip bu arada çeşitli tarih dergileri aldım. Atlas Tarih hariç hepsi yanlı yayın yapan, tarihi bir kesimin düşüncelerine göre yazmaya çalışan, ait olduğu kesime hizmet eden, tabiri caizse ”kendi görüşlerine yandaş” dergilerdi . (Atlas Tarih ise bildiğin sıradan dergi formatında) Sonuçta bana hitap eden hiçbir dergi kalmayınca, tekrar kabuğuma (teknoloji dergilerime) çekildim. Çukurca’ya giderken dergi almak için D&R mağazasına girdiğimde, gözlerime inanamadım: Raftaki dergilerin arasında ”NTV tarih” vardı. YAŞASIN!

Kral Öldü Yaşasın Yeni Kral!!!

#tarih dergisinin ilk sayısı.

#tarih dergisinin ilk sayısı.

Dergiyi (aslında dergileri) elime alıp bakınca isimlerinin ”tarih” ve ”#tarih‘ olduğunu gördüm ve ”yine çakma bir dergi çıkarmışlar” diye düşündüm. Böyle düşünmemin sebebi, fetret devrinde aldığım dergilerin isimlerini NTV tarih’e benzeterek yazmalarıydı. Dergiyi inceleyince ağzım kulaklarıma vardı desem yeridir:

  • NTV tarih dergisini çıkaran aynı kadro, artık bağımsız olarak ”#tarih” ismiyle yeni bir dergi yayınlıyordu,
  • Elimdeki dergi ,ismi hariç aynı çizginin devamıydı,
  • Şekli ve içeriği eski sayılarla hemen hemen aynıydı,
  • En güzel ve hoş olan şey ise yayından kaldırılmasına sebep olan 54. ”NTV tarih” dergisinin birebir kopyasını vermesiydi.

Birlikteliğimizin Tamamlanan Yeni Biryılı.

#tarih dergi‘nin  bu ay 13. sayısını aldım. Yeni birlikteliğimizin bir yılı tamamlandı. İçinde bazen benim hoşuma gitmeyen yazılar ve yorumlar olsada, özgür düşünce yapısı, cesareti, tarafsızlığı, ele aldığı güzel konuları, anlaşılır dili ve en önemlisi okurken ”acaba bu yazılanlar doğru mu?” endişesinden uzak bir okuma zevki veren, son yıllarımın en özel dergilerinden birisi. Okudukça keyif aldığım, bitirdiğimde üzüldüğüm, ay başı gelince alacağım için sevinmeme sebep olan bir dergi. Yayın hayatının bundan sonra kesintiye uğramaması dileğiyle, son sayısından kendi çektiğim fotoğrafları ile yazımı bitiriyorum.

#tarih dergi internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca iPhone ve iPad üzerinden abonelik seçeneğide mevcut.

IMG_7041

IMG_7042

IMG_7043